misafir

Yine gelmişti ölüm aklımın misafir odasından oturma odasına. Bu demek oluyordu ki, misafir odasında oturmayacak kadar kalıcıydı. Ama hala farklı yataklarda yatıyorduk, ben ve ölüm....

Devamı

bir damla

Gülmek de tıpkı ağlamak gibidir, dedi doktor; artık ağlayamıyorum gülesim geliyor diyen kadına. Kadın, gülerek çıktı. Kahkahasını unutturmadan geri döndü; çantamı unutmuşum, dedi. Gülerek aldı,...

Devamı

içimdeki ağaç

Söyleyişim susuyor, Sen’den başkasına söylemeye kalkıştığımda. Yaşıyorum Sen’siz ve ruhum duymuyor. Kulaklarımı duymaz etmiş duyduklarım. Dizlerimin bağı utancından kopmuş bağlanmıyor, koşamıyorum. Kapıya gidiyor gidiyor...

Devamı

Leyla koşunca...

Sen Leyla'sın, sana beklemek yakışır. Bir adım atarsan ruh, beden birbirine karışır. Sen ruhsun, bedene yapışan ruh ahlatır. Dil vah der, göremez aşkın halini. Göz ağlar, diyemez ahvalini. Kulak duyar...

Devamı

kahraman

Kahraman olmak tek derdimiz. Yarası kanayanın yarası kimsenin umurunda değil. Mühim olan o yarayı saran. Ben olmalıyım, en büyük kahraman. İyilik; yapılıp denize atılan bir...

Devamı

*

Hep dik mi tutmam gerek başımı? O’na varamamışken boynum hep bükük, nasıl görüneyim dimdik ve büyük. Yanlış omuzlara mı yaslandım, neden boşluğa akıyor gözyaşlarım. Kimse...

Devamı

korkuyu çöpe attık,ya ölümü?

Ben şimdi eve geldim, evime. Yıkılmamış, sıcak ve gülen, umutlu insanlarla dolu evim. Ve devam ediyor eskisi gibi hayatım. Aynı zaman diliminde, başka dediğimiz bir...

Devamı

baharın habercisi

Bir anlamı varken koşuşların, daha hızlı koşmak istiyorduk. Tekrar çalmasını beklerken sevdiğimiz parçanın, el çırpıyorduk. Sonrasında hasta olmayı dert edinmeden şemsiyelerimizi atıp, yağmura koşuyorduk. Bana hep kıştı......

Devamı

kelebek olmadan

Yaklaşık 4 hafta kadar önce odama bir kör sinek geldi. Bir hafta boyunca düzenli olarak her akşam eve geldiğimde onu dışarı çıkarmak için uğraştım. Pencereyi...

Devamı

kiremitleri koydum üst üste

Ben bir çöp bile kondurmamışken bu toprağa, Araziye o kiremitlerin girişine göz yummuştum. Bir ara kısa pantolonlu birkaç veled, birer birer yürüttüler kiremitleri. Bilemediler ne çok sevdiğimi, kiremitler...

Devamı

küçük gelenler

Bir çocuğun kirpiklerindeki gözyaşı kadar masum olsa keşke yine ağlayışlarımız. Loğusa bir annenin sebepsiz sevmesi gibi kalsa annelerin sevişleri; çocukları büyüse de. Sadece okula gitmesine bir...

Devamı

kibirli kurban

Bugün; geçmişi hasretle anarken, geleceğe kaygıyla bakarken dün olup gidiyor. Çocukluğumuzu özlerken yapıyoruz en büyük çocukluğu, nekadar büyüdük ki? Ergenliği atlatıp yaşımızı 20li rakamların kıyısına vurunca...

Devamı

merhamet

Elime aldığım kitabın adıydı merhamet. Hani şu yıllardır her canım yanışında acaba bu insanlarda yok mu diye sorguladığım, Bende var mı diye kendimi yoklamadığım....

Devamı

kibritle oynama zamanı

Toparlayıp sıraya dizebilseydim kelimeleri, benim de kendime edecek bir kaç çift sözüm vardı. Yapma diyecektim, yapma. Öyle 'ben' yaşayıp da başkaları olma. 'Bir'leş ayrıldığın deryayla, kaybetmeyeceğim...

Devamı

bir çift ayakkabı

Bir çift ayakkabı Mat,siyah, orta boy bir çift ayakkabı Kapıyı açıp tam çıkacakken, bir çift siyah ayakkabı! Tek derdi ayakkabı olmak olduğundan, Ayakkabı olmak dışında bişey olmayan, iddiasız, Gösterişsiz, Bağcık yok,...

Devamı

bulduklarıyla ölür insan...

Kiminin aradığı para, kimininki mutluluk. Kimi dost arar, kimi bir derdine deva. Herkes arar birşeyler, başka başka yerlerde. Kimi dost sohbetinde kahvehanelerde, kimi kadehlerde şişelerde,...

Devamı

YALIN

Büyük adamlar da severdi. Diğerleri bekleyemeyebilirlerken, Büyük adamlar beklemeyi bilirlerdi. Aşklarının cefaları acıtmazdı canlarını, Acıları kutsaldı varsın acısındı. Zaten severek büyük adam olmuşlardı. Hasret katıktı yemeklerinin yanında , Yavan aşkı yemediler...

Devamı

Sen

Kalbimin boşluklarını, aslında tüm kalbimin ‘Sen’inle dolu olduğuna dikkat kesilmem için bir bir farkettiren ‘Sen’sin. Etraflıca yanlışlarımın beni alıp uzaklaştırdığı, ama beni bırakmayan ‘Sen’sin. Kimselerin duymadığı soluklarımı...

Devamı

Terapi(!)

İnsanlar sahip olmak arzusuna fazlaca takılmışlardı. 1500lerin başlarında kapitalizmin yükselen sesiyle; sahip olma arzusunu meşrulaştırma, ‘normal’leştirme süreci başlamış bulundu. Aradan geçen 500 sene sonunda...

Devamı